Karın bölgesinde yağlanma olanlar kişilerde kalp yetmezliği çıkması daha olası ve egzersiz kalp yetmezliği olan hastalarda işe yarıyor.

Bunlar, kalp yetmezliği üzerine yapılan son üç araştırmanın sonuçları. Kalp yetmezliği kalbin çalışmaması demek değil; kalbin vücudun ihtiyacı olan kanı yeterince pompalayamaması demek.

Karında yağlanmayla ilgili çalışma, araştırmacıların 80.000 kadın ve erkek üzerinde yedi yıl boyunca kimlerin kalp yetmezliğine daha yatkın olduğuna dair yaptığı araştırmaların İsveç’ten gelen verilerine dayanarak yapıldı.

Çalışmanın başında katılımcıların boyları, kiloları ve bel ölçüleri alındı.

Çalışmada özellikle karın bölgesi yağlı olan kilolu insanların kalp yetmezliğine daha yatkın oldukları saptandı.

Kalın bel, obez, kilo boy oranı normalin üzerinde ya da normal olan kadınlarda bile kalp yetmezliğiyle ilişkili bulundu. Kilo boy oranı ve bel ölçüleri erkeklerde de kalp yetmezliği riskini kuvvetlendiriyor.

Bu arada, başka bir kaynaktaki araştırmacılar egzersizin güvenli ve kalp yetmezliği çeken hastalarda etkili olabileceğini söylüyorlar.

Bu araştırmacılar, ilgili verileri kalp yetmezliği çeken hastalarda egzersizin etkilerini araştıran bugüne dek yapılmış en geniş araştırmadan ediniyorlar.

Egzersiz ve Kalp Yetmezliğine İlişkin Araştırmalar

Bu araştırmaya Fransa, Kanada ve ABD’den 2300 kalp hastası katıldı. Kendi rızalarıyla her birinin egzersiz yapabilecek kadar sağlıklı olup olmadığı araştırıldı.

Araştırma, hastaları iki gruba ayırdı.

Özer SELİMOĞLU

Merhaba özer bey benim ayaklarımda varis var ve iç varisten ameliyat oldum.Ağrılarım geçmeyince bir kalp ve damar cerrahisine muayene oldum ve derin ... devamı

Bütün hastalar kalp yetmezlikleri nedeniyle tedavi görüyorlardı. Ama bir grup hastaya düzenli aerobik de verildi.

Egzersizleri on beş dakikayla başlamak üzere zamanla hem süresi hem de yoğunluğu artacak biçimde haftada üç gün yürüyüş, koşu bandı veya kondisyon bisikletiyle sınırlandırıldı.

İlk otuz altı seansta yanlarında bir gözetmen bulundu. Sonrasında araştırmacıların verdiği idman bisikletleri, koşu bantları ve kalp monitörleriyle evde kendi kendilerine egzersiz yapmaları istendi.

Aradaki farkın kıyaslanabilmesi için, diğer gruba hiç egzersiz verilmedi.

Bu hastalar isterlerse egzersiz yapabileceklerdi ama nasıl egzersiz yapacakları bu hastalara gösterilmedi. Hastaların çoğu, yüzde elli beşi, egzersiz yapmayan grupta olmaktan pek hoşlanmadı, yüzde sekizi de araştırma boyunca düzenli egzersiz yaptığını belirtti.

Sonuçta araştırmacılar, genel olarak egzersizin “iyi tesir ettiğini ve güvenilir olduğunu” yazdılar.

Egzersizin ölüm ya da hastaneye yatma ihtimalini “az da olsa” azalttığını söylediler.

Bazı yüksek risk altında bulunan hastaları incelediklerinde araştırma boyunca egzersiz yapan kişilerin ölüm veya hastaneye yatma riskinin yüzde 11, kardiyovasküler sebeplerden ölüm ve kalp yetmezliği, kalp nakli veya kalp pompası değişimi gibi sebeplerden hastaneye yatma olasılığının da yüzde 13 azaldığını tespit ettiler.

Araştırma sonucu, egzersiz yapanların yaşam kalitesinin daha yüksek, halsizlik oranının da daha düşük olduğu yönündeydi.