Düşük Tansiyon

Düşük Tansiyon

Ortostatik (dik duruşlu) düşük tansiyon (OH) aniden ayağa kalkıldığında ve kan bacaklardaki damarlarda toplaştığında gerçekleşebilen kan basıncında aşırı düşmedir. Bu toplaşma nedeniyla toplardamarlarca kalbe geri taşınan kan miktarı azalır. Bunun sonucunda kalpten daha az kan pompalanır ve kan basıncında ani bir düşmeye sebep olur. Tanım olarak kan basınca düşme kalp kaslarının kasılması sırasında (sistol) 200 mm cıvadan ve kalp kasları genişlediğinde (diyastol) 10 mm cıvadan fazla olmalıdır. Çocuklar ve gençler arasında kısa süreli OH epizodları normaldir ama pek sık görülmez. Yetişkinlerdeki epizodlar her zaman ciddiye alınmalıdır.

Normalde vücuttaki uzmanlaşmış hücreler (baroreseptörler) kan basıncındaki değişikliklere hemen yanıt verirler. Bu baroreseptörler refleks hareketle vücuttaki katekolamin (yani epinefrin, norepinefrin) seviyelerini yükseltmek için otonom sinir sistemini aktif hale getirirler. Artan katekolamin seviyeleri derhal kan basıncını eski haline getirirler. Bu kendiliğinden yanıtta (refleks) bir hata kalp hızının ve kan basıncının yeterli şekilde yükselmesini engeller ve ortostatik düşük tansiyona sebep olur. Bayılma ve düşme olağan sonuçlardır.

Bazı klinik nörologlar otonom sinir sisteminin çalışmaması veya bozulmasının üç ana sendromu üzerinde durmaktadırlar. Bunlar:

Akut veya subakut idyopatik (sebebi belirsiz) pandisotonomi (ASIP) otonom sinir sisteminin (nefes almanın, kan dolaşımının, ağrının, tad almanın vs) bilinmeyen bir sebeple bozulmasıdır.

Saf otonom yetmezlik (PAF) bazen başka nörolojik soruna (sorunlara) dair bir delil yokken ortostatik düşük tansiyon olması (doktor tarafından verilmiş ilaçlar gibi tanımlanabilir herhangi bir sebep yokken) olarak tanımlanır. Bu terim uluslar arası görüş birliği komitesine göre Bradbury-Egglestone sendorumunun, idyopatik ortostatik düşük tansiyon ve ilerlemeci otonom yetmezliğin yerine geçer.

  • düşük tansiyon