İç sıkılması, bir çoğumuzun zaman zaman yaşadığı normal bir duygudur. Israrlı bir biçimde hayatımızın merkezine oturduğunda, geriliriz, rahat nefes alamayız, korkarız sanki bu durumdan hiç kurtulamayacak hissi yaşarız. "Sanki felaket bir durum olacak ve biz başa çıkamayacağız”.
Çevre, insanlar artık önemsizleşir ve biz korkuyla çaresizce bu duygunun bitmesini bekleriz.
Sıkıntının kötü yanı tanımlanamayan, bir korku olmasıdır. Yani tanımlasak gereğini yaparız. Ancak kaynağı belli olmayan duygu bizi çaresiz bırakır.

Sıkıntının kaynağı ve öneriler:
Sıkıntının kaynağını bulduğunuzda sorun zaten yarı yarıya çözülmüş olur. Örneğin sıkıntı hissinin altında tutulan bir öfke ya da hüzün olduğunu farketmek rahatlatıcı olabilir. Ya da sıkıntının kaynağını oluşturan çatışma fark edildiğinde ve çözüme odaklanıldığında bu duygu hemen kaybolabilir. Örneğin hayat sizi çocukluğunuzdan beri taşıdığınız, düşünce, inanç, ya da alışıldık davranışların dışına çıkmaya zorladığında sıkıntı hissedebilirsiniz. Hiç yaşatmadığınız ama sizde var olan kutuplarla (sorumsuzluk, özgürlük, bencillik vs) yüzleştiğinizde nedenini bilmediğiniz bir sıkıntı kaplar içinizi.

Uzm. Dr. Henri Griladze

Üzüntülü haberlere hiç dayanamıyorum iki ayda bir içim sıkılıyor ve yakinlarimdan birinin başına bir şey gelecek mutluluğum bozulacak zannediyordum :(... devamı

 
Bizim önerimiz şu;
Psikoterapi ile farkındalık kazınmanız, yani "sıkıntıyla uğraşma dön hayatınla uğraş” ya da "kendini sıkma daraltma, hayatı genişlet” felsefeleri sıkıntı ile mücadeleyi özetleyebilir. Farkındalık olmadan kullanılan ilaç tedavileri hem çoğunlukla beklenen sonucu vermez, hemde kişisel gelişmeyi ve "hayatta genişlemeyi” erteler.